Aziziye Camii

 


Mükemmel Bir Sanat Eseri
"Gez dünyayı, gör Konya’yı" derler ya, ne kadar doğru bir söz olduğunu insan bu kadim şehrin sokaklarında kaybolunca çok daha iyi anlıyor. Geçenlerde Bedesten Çarşısı’nın o tarihi kokusunu içime çeke çeke yürürken, kendimi birden bire Anadolu’nun ortasında adeta bir Avrupa estetiğiyle yükselen bir cami kapısında buldum: Konya Aziziye Camii .
O an hissettiğim büyüleyici atmosferi sadece fotoğraflamak yetmezdi; kayda girmeli, bu anı kendi sesimle ve kendi kadrajımla ölümsüzleştirmeliydim. Caminin o devasa, insanı heybetiyle selamlayan giriş kapısına doğru adımlarken dudaklarımdan dökülen ilk cümle şu oldu: "Arkadaşlar, Konya Aziziye Camii. Mükemmel bir sanat eseri.." 
Tam o esnada, taş oymaların hemen üzerinde duran, sanki yüzyıllardır o kapının nöbetçisiymiş gibi sessizce bizi izleyen bir güvercin gözüme çarptı . Kayıttayken de söylediğim ve yazdığım  gibi, o güzel güvercin de sanki sanatın ve maneviyatın bu eşsiz buluşmasına şahitlik etmemiz için kapıda bize eşlik ediyordu  İşte tam o saniyede anladım; burası sadece taştan bir bina değil; yaşayan, nefes alan bir sanat eseri ..
Bir Şaheser
Aziziye Camii’nin kapısından içeri adım atmadan önce bile, üzerindeki taş işçiliği size buranın çok farklı bir hikayesi olduğunu fısıldıyor. Aslında yanlış hatırlamıyorsam; ilk olarak Sultan IV. Mehmed döneminde yapılan bu cami, ne yazık ki büyük bir çarşı yangınında tamamen yanarak kül olmuş. Fakat demekki kaderi yok olmak değilmiş, 1874 yılında Sultan Abdülaziz ve annesi Pertevniyal Sultan’ın destekleriyle, cami küllerinden çok daha görkemli bir şekilde yeniden doğmuş. Zaten adını da bu yüzden Sultan Abdülaziz'den alıyor bildiğim kadarıyla..
Mimariyi biraz incelediğinizde, o dönem Osmanlı’da yavaş yavaş etkisini gösteren Barok ve Rokoko tarzının, İslam estetiğiyle ne kadar kusursuz harmanlandığını görüyorsunuz. Anadolu’da görmeye alışık olduğumuz o sade hatların aksine, burada alabildiğine kıvrımlı, detaylı ve adeta bir dantel gibi işlenmiş kesme taş işçiliği hakim.
Işık ve Mermerin Dansı
Videonun kadrajını genişlettikçe caminin pencereleri dikkat çekiyor. Klasik camilere göre o kadar geniş ve yüksek pencereleri var ki, içeri girdiğinizde gün ışığı mermerlerin ve hat yazılarının üzerine muazzam bir şekilde düşüyor. Göğe doğru yükselen o iki eşsiz minare ise, altındaki dükkanların üzerindeki teraslardan yükselerek alışılmışın dışındaki mimari şıklığı tamamlıyor. Mihraptaki ve minberdeki mermer işçiliği, burayı inşa eden eski ustaların işlerine sadece ellerini değil, kalplerini de koyduklarını gösteriyor..
Sanatın Yaşayan Hali
Kendi çektiğim o kısa videoya dönüp her baktığımda, kapıdaki o güvercinin duruşu ve taşın üzerindeki o ince işçilik bana aynı şeyi hissettiriyor: Sanat, bir binayı sadece inşa etmek değil, ona yüzyıllar boyunca insanı durup düşündürecek bir ruh üfleyebilmektir .Konya Aziziye Camii, çarşının o hareketli dünyasının ortasında, insanı bir anlığına da olsa durmaya, o pencerelerden süzülen ışıkta huzur bulmaya davet eden yaşayan bir şaheser.. 
Eğer yolunuz Konya’ya düşerse, Bedesten’in içinden geçip bu kapıya mutlaka yaklaşın. Kim bilir, belki kapının üzerindeki o güvercin hala oradadır ve size de bu sanat yolculuğunda eşlik eder...Saygı ve sevgilerimle..

Yorumlar

Popüler Yayınlar